ANABİLİM DALI TARİHÇESİ

1982 yılında çıkarılan yeni Yükseköğretim Yasası ile birlikte tıp ve diş hekimliği fakültelerinin ikinci sınıf ders programlarına "biyofizik" dersi konmuş ve fizyoloji anabilim dallarına bağlı biyofizik bilim dalları kurulmuştur. Bu durum 1987’ye kadar sürmüştür. O yıl, başta İstanbul Tıp, Cerrahpaşa Tıp ve Hacettepe Tıp Fakültelerinin biyofizik öğretim üyeleri olmak üzere ilgililerin yoğun çabaları sonunda biyofizik bilim dalı YÖK kararı ile tüm tıp fakültelerinde anabilim dalına dönüştürülmüştür (10 Haziran 1987).

Yukarıdaki YÖK kararından yaklaşık bir yıl sonra (13 Nisan 1988) Biyofizik birimimiz, Fakültemizde de fizyolojinin bir bilim dalı olarak kurulmuştur. Bundan iki yıl sonra (1990’da) Bilim Dalımızda Sağlık Bilimleri Enstitüsü tarafından yürütülecek ve tıp mezunu veya "biyofizikte yüksek lisans" derecesini almış olan adayların alınacağı bir "biyofizikte doktora" programı açılmıştır.

18 Ocak 1996 tarihli YÖK kararıyla, 4 Mayıs 1996 tarihinde Fakülte Kurulumuz Biyofizik Bilim Dalını Anabilim Dalı yapmıştır.

Anabilim Dalımızda bugüne kadar iki ulusal biyofizik kongresi (1993, 2005), bir de yaz okulu (1996) düzenlemiştir. Her üç olay da hala takdirle anılmaktadır.

          Sayılarının azlığına karşın öğretim elemanlarımız bugüne kadar birçok yurtiçi ve yurtdışı yayın yapmışlardır. 1997 ve 1998 yıllarının Yaz ve Güz aylarında iki ayrı Ukraynalı bilim adamı TÜBİTAK bursiyeri olarak Anabilim Dalımızın konuğu olmuş ve iki ayrı bilimsel konuda akademik kadromuzla ortak çalışmalar yapmışlardır.

          Anabilim Dalımız Fakültemizdeki ve periferindeki yüksek okulların "fizik", "biyofizik" ve "biyomekanik" derslerine ek olarak uzun yıllar Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinin ve Diş Hekimliği Fakültesinin "biyofizik" derslerini üstlenmiştir.

Halen Anabilim Dalımızda Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde "yüksek lisans" ve "doktora" eğitimi verilmekte, Eczacılık Fakültesinin "fizik" dersleri ile Atatürk Sağlık Meslek Yüksek Okulunun "biyofizik" dersleri Anabilim Dalımız öğretim üyelerince yürütülmektedir.

ANABİLİM DALI LABORATUVARLARI

Tremor Kayıt ve Analiz Laboratuvarı

Tremor Kayıt ve Analiz Laboratuvarı 2002 yılında doktora tez çalışması amacıyla kurulmuş, daha sonra rutin bir laboratuvar haline getirilerek, kurulduğu günden bu yana yüzlerce hastaya hizmet vermiştir.

Bu laboratuvarda başta Nöroloji Anabilim Dalı olmak üzere diğer klinik dallardan sevk edilen ayakta ve yatan tüm hastalara hizmet verilmektedir.

Yapılan tetkikler

Laboratuvarda hastaların tremor kaydı ve bu kayıtların spektral frekans analizi yapılmaktadır.

Tetkikler hakkında kısa bilgi

Laboratuvarda hareket bozukluklarının belirtilerinden biri olan tremor (titreme) ile seyreden hastalıkların tanı, tedavi ve takibi yapılmaktadır. Laboratuvara gelen hastalar önce tremor yönüyle muayene edilmekte, bazı algılayıcılar hastanın el, kol ve vücuduna yerleştirilip belli bazı hareketler yaptırılarak tremor kaydı yapılmaktadır. Daha sonra bu kayıtlar incelenerek ve analizi yapılarak hastanın ne tür bir tremora sahip olduğu saptanmakta ve sonuçları rapor olarak verilmektedir. Bu sayede objektif olarak Parkinson hastalığı kaynaklı veya diğer sebeplerden kaynaklanan tremor tiplerinin ayırıcı tanısı yapılabilmekte ve hastalara yanlış tedavi uygulanmasının önüne geçilebilmektedir. Bu yöntemin hastaya herhangi bir zararı yoktur.

Sorumlu hekim : Doç. Dr. Erdal Binboğa

Yardımcı personel: Teknisyen Murat Sarsar

Objektif Koku Testi Laboratuvarı

Objektif Koku Testi Laboratuvarı 2003 yılında bir doktora tez çalışması için kurulmuş, daha sonra rutin bir laboratuvar haline getirilmiştir. Kurulduğu günden bu yana adli olaylar da dahil olmak üzere pek çok hastaya hizmet vermiştir.

Bu laboratuvarda başta Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı olmak üzere diğer klinik dallardan sevk edilen ayakta ve yatan tüm hastalara hizmet verilmektedir.

Yapılan tetkikler

Laboratuvarda kokuya özel uyartılmış potansiyel kaydı yapılmaktadır.

Tetkikler hakkında kısa bilgi

Laboratuvarda anosmi (koku alma duyusu kaybı) ve hiposmi (koku alma duyusu azalması) ile seyreden hastalıkların tanı ve takibi için koku uyarısı verilerek, kokuya özel uyartılmış potansiyel kaydı yapılmaktadır. Bu amaçla hastanın başına 6 adet kayıt elektrodu tutturulmakta, burnuna normal ve kokulu hava dönüşümlü olarak verilerek, kokunun beyinde oluşturduğu elektrik sinyallerindeki değişim ölçülmektedir. Böylece kokunun algılanıp algılanmadığı konusunda güvenilirliği oldukça yüksek sonuçlara ulaşılmaktadır. Bu yöntemin hastaya herhangi bir zararı yoktur.

Sorumlu hekim : Doç. Dr. Erdal Binboğa

Yardımcı personel: Teknisyen Murat Sarsar